Çok uzun zaman oldu gene buraya bir ÅŸeyler yazmayalı. Her niyetlendiÄŸimde birÅŸeyler çıkıyor erteliyorum. En sonunda bir vakit oldu yazıyorum iÅŸte. En önemli haber artık sitemin adresi deÄŸiÅŸtir. emrahonder.com’dan oldukça sıkıldım ayrıca biraz çocukça, biraz da milletvekili seçim kampanyası gibi gelmeye baÅŸlamıştı. Liseden en yakın arkadaşım özgür’ün bahsettiÄŸi bir kelime vardı her zaman, “Ne iÅŸ olsa yaparız abi”nin kısaltılmış hali olan nioya… Site iÅŸleriyle haşır neÅŸir olduÄŸumdan beri bu domaini almak için uÄŸraÅŸtım en sonunda geçen sene bu istediÄŸime nail oldum çok şükür. Åžimdi de blogumu bu domaine taşımaya karar verdim. Zira bir baktım ki artık moda olmuÅŸ, isimsoyisim.com almak. Biraz deÄŸiÅŸiklik iyi gelir sanki. Artık “Ne iÅŸ olsa yazarız abi” olarak deÄŸiÅŸtirdiÄŸim nioya.com’dayım
Kayseri Otogarı’nın numarasını tüm internette aramama raÄŸmen saçma sapan numaralar geçti. Bi 20 dk aradım numarayı. Buraya yazıyorum, ben yandım siz yanmayın:
Kayseri Otogarı: 352 327 45 00
Asus W2000 model bir dizüstü bilgisayarınız var ve bunun recovery olayını çalıştırmak için makinanız açıldığında CTRL + F9 tuş kombinasyonunu kullanmalısınız.
Şirket işleri, ofisi düzenle, IKEA ile boğaz boğaza gir derken yine günlüğümü ihmal ettim fazlasıyla. Neyse diğerlerini de bir ara yazarım ancak son günlerde izlediğim Türk filmlerinden edindiğim izlenimleri aktarmak istiyorum.
Adem’in Trenleri

Yasak aÅŸk yaÅŸayıp çocuk sahibi olan bir kadını nikahına alan gezici hocanın hayatının anlatıldığı filmin adı en çok garibime giden konu oldu. Bir film adıyla ancak bu kadar alakasız olabilir bence. Adem’in trenleri toplasan 3-5 dakikalık konu, filmin içerisinde…
Pek bayıla bayıla beÄŸenerek izlemesem de Cem Özer, iyi bir oyunculuk sergilemiÅŸ bence. En azından hoca rolu Özer’e cuk oturmuÅŸ. Çok vaktiniz varsa sürükleyici kısımları var, izleyin.
O… Çocukları

Gereksiz, çeliÅŸkiler içinde, mutlu sonla bitsin diye saçma bir kurguyla bitirilmiÅŸ film. Sırf dönem filmi çekelim, 80 darbesinde yaÅŸananlara dikkat çekelim üzerine kurulmuÅŸ, Vizontele serisi, Enternasyonel devamı film. Ancak diÄŸer filmlerin aksine bence film biraz acemice yapılmış. İnsan seyrettikten sonra o..nun filmi de bu kadar olur dedirtiyor. Filmin tek güzel yanı Kıraç’ın yaptığı müziklerdi. Filmde hem aÅŸk uÄŸruna yaÅŸananlar, hem töre, hem siyaset, hem hayat kadınların sorunları gibi bir çok yer birden iÅŸlenmek istenmiÅŸ, ancak hepsi de bilindik mesajlar dışında yeni bir açılım getirememiÅŸ.
Hacivat ile Karagöz Neden Öldürüldü

Yıllar önce Kemal Tahir’in ünlü eseri “Devlet Ana”yı okumuÅŸ, Osmanlı’nın daha göçebe bir beylikken halinden çok etkilenmiÅŸtim. Sonradan öğrendiÄŸime göre Tahir, yazdığı dönemdeki Türkiye’nin içinde bulunduÄŸu siyasi havaya yeni bir bakış açısı getirmeye çalışmış, Osmanlı’yı anlatarak. Neyse bu filmde de o kitabın etkilerini açıkça görmek sevindirdi beni. Türkçesi alışmadığımız yörük aÄŸzı olduÄŸu için baÅŸlarda zorlansam da genel olarak güzeldi. Beyazla Haluk Bilginer’in ise süper bir seçim olduÄŸunu söyleyebilirim. Altan alta verdiÄŸi doÄŸru söyleyeni dokuz köyden kovarlar mesajı da ayrıca takdire ÅŸayan. Bazı noktalarda duraÄŸan olsa da izlenmeye deÄŸer. Hele ki Ezel Akay’ın hafif kırık bey tiplemesi öldürdü gülmekten. En önemli kısım ise rüşvetin içimize nasıl girdiÄŸi, nasıl yayıldığının anlatılmasıydı.
Mustafa

Bu filme diyecek bir ÅŸey bulamıyorum. John Dündar’ın Atatürk’ü annesinin gözünden anlatacağım safsatasıyla ortaya atılıp, kendi karanlık, siyasi iliÅŸkilerine prim yapacak mesajları inceden, kimsenin gözüne sokmadan pompaladığı, gereksiz, en önemlisi tehlikeli bir film. Sansür taraftarı deÄŸilim ancak belli bir yaşın altında seyircinin -mesela 12 yaÅŸ altı- izlememesi gereken film. Zira filmden çıktıktan sonra sanki bir ara içimde, çocukluÄŸumdan gelen kahramanın öldüğünü hissettim. Bir çocuk için Süperman, Batman ya da herhangi süper kahramanın filmin sonunda kötülere yenilmesi ya da kötülerin tarafına geçmesi gibi bir ÅŸey bu. Turkcell’i sponsor olmadı diye kınamıştım, ancak filmi izledikten sonra anladım ki adamların bir bildiÄŸi varmış…
Beyaz Melek

OlaÄŸanüstü bir oyuncu kadrosunun biraraya gelerek yaptıkları süper film. Tek sorun mahsun. Zira fikir güzel, çekimler kaliteli, oyuncular süper. Bi de mahsunun “bizim oraları da çekek agam” sevdası olmasaymış tadından yenmeyecekmiÅŸ. Son 15-20 dakikaya kadar mükemmel giden film, ciritle yarıda kaldı. Ayrıca filmde 1-2 dakika gözüken ciritçilerin aÅŸiret filmi tadında afiÅŸe yansıması da herÅŸeyi bozmuÅŸ. Hele ki filmin en sonunda Anadolu ÅŸehirlerindeki huzur evlerinin kapandığı, büyükÅŸehirlerde insanların büyüklerine bakmadığından dem vurulması da ilginç geldi. Zaten filmin her köşesinden sen bu mesajı vermiÅŸsin, sonunda insanların gözüne sokmanın ne alemi vardır, anlamak mümkün deÄŸil. “Agam, bizim oralar cennet, hele seyirci de görsün” yaklaşımını terketmezse mahsun, filmler biraz zor dört başı mamur olur, bence. Gene de bu kadar yermemek lazım, vaktiniz varsa tavsiye derim, güzel film, aÄŸlamak garanti. Ben bile aÄŸladım, oradan biliyorum ![]()
Issız Adam

ÇaÄŸan Irmak’ın “zanımca” fransız ve eski Türk filmlerini -örneÄŸin Aydemir AkbaÅŸ’ın unutulmaz eserlerini- izleyerek yaptığı film. Çok aÄŸlamaklı film diye izlenen film. Derin bir aÅŸk filmi. Adamın biri parayı bulur, kendini onla bunla seviÅŸmeye adar. Sonra hayatının kızı çıkar, süper aÅŸk yaÅŸarlar, annesiyle bile tanıştırır, herÅŸey süperdir. Sonra bu salak, kızı nedensiz yere terkeder. Yıllar sonra karşılaşırlar falan filan. Filmin ilk yarısı soft - porno tadında, baÅŸroldeki Alper’in onla bunla yatmasıyla geçer. Duygudan eser yoktur. Sonra esas kız -Ada-yı tavlamakla uÄŸraşır. Filmin sadece tek bir noktası bence duygusaldır, o da yıllar sonra karşılaÅŸma anıdır. Sözde esas oÄŸlan, alıştığı hayattan dolayı kızı terketmiÅŸtir. Bu hayata ise tek başına yaÅŸama tutunma zorlukları itmiÅŸtir. O karşılaÅŸma anından duygusal anlar yaÅŸanmıştır. 5-10 dakika adeta seyirciyi kitleyip filmi sonlandırmış Irmak. Böylece herkesin aÄŸzında bu duygusal, kekremsi acılık kalarak, gözü yaÅŸlı ayrılmıştır sinemadan. Böylece aÄŸlatan film olarak anılmaktadır. Aslında herkes başından geçen bir ayrılığa aÄŸlamaktadır. Ya da çektiÄŸi yanlızlık, acıdır aÄŸlatan. Filmde en büyük eksik, bu adam neden bu hale gelmiÅŸtir sorusuna verilecek cevaptır. Sadece annesine bi kere “çok zor” dedi, o kadar. Zor olan neydi anlaşılmadı. Müziklerine gelince seçim güzeldi. Åžarkılar:
Ayla Dikmen - Anlamazdın
Funda - Çaresizim
Nilüfer - Son Arzum
Hümeyra - Sessiz gemi
Erkin Koray - Sevince
Nilüfer - Dünya Dönüyor
Sezen Aksu - Tükeneceğiz
Aslında düşünüyorum da adamın sapkınlıklarını bir kenara atarsak herkesin bir köşesinde ıssız bir adam vardır. Acılarını anlatamayan, duygularını anlatamayan. Aslında ben o adamı görmeye gitmiştim filme ama ne yazıkki göremedim.
Ha, bir de eklemeden edemeyeceğim, bu esas kız ile esas oğlanın yıllar sonra karşılaşma sahnesi ancak bir sinema perdesinde bu kadar duygusal ve etkileyici olabilir, tabii dolby ses sistemiyle
İddia ediyorum ki aynı sahneyi kiÅŸisel bilgisayarlarımızda izlediÄŸimizde -15.4 inç monitör ve standart hoparör olduÄŸunu varsayarsak- aynı keskin etkiyi asla vermeyecektir. Neyse izlense izlenilecek, ama izlenmese hiçbir kaybın olmayacağı film kısacası…
Eğer içinizi yaralayan bir terk edilme / etme hikayeniz varsa ve karşı taraflar bir gün bir yerlerde karşılaşmayı umuyorsanız provasını bu filmin son sahnesinde yaşayabilirsiniz.
DNS bazlı bir engelleme ile karşı karşıya iseniz ve Rapidshare IPlerine ihtiyacınız varsa -ki benim çok sık ihtiyacım oluyor- buradan indirebilirsiniz. 4000′i aÅŸkın IP olduÄŸu için hepsini buraya yazamadım. Dosya olarak attım sunucuya. Bu dosyayı indirip Windows kullanıcısı iseniz C:\WINDOWS\system32\drivers\etc klasöründeki “hosts” dosyasını Not Defteri (BaÅŸlat -> Donatılar -> Not Defteri) ile açıp bu indirdiÄŸiniz dosya içeriÄŸini bu dosyanın içine kopyalayabilirsiniz. Linux kullanıcısı iseni etc/hosts dosyasını açmanız gerekir. Hepsi bu kadar.
Yanda gördüğünüz gibi Dell XPS M2010 deli bir makina. Dizüstü demeye bin ÅŸahit ister. 20″ geniÅŸ ekranlı, subwooferlı ses sistemi, 2GB toplam sistem belleÄŸi ve raid sabit diskler, 1.3 megapiksellik Logitech marka
web kamerası bir kaç deli özellik. Ancak 8 kg ağırlığında olması da bu makinayı biraz masaüstü kılıyor. Neyse lafı uzatmayalım. Ben bu makinaya format atmaya niyetlendim ve servisini aradım. Servisteki arkadaÅŸlara makinanın içindeki recovery bölümünün nasıl baÅŸlatılacağını sordum, onlar da CTRL + F11 ile bunu gerçekleÅŸtirebileceÄŸimi söylediler. Denedim, denedim, denedim olmuyor arkadaÅŸ. Aradım tekrar, bana recovery bölmesinin uçmuÅŸ olabileceÄŸini, 30 $ + KDV karşılığında İstanbul’a gönderim ücreti hariç yükleyebileceklerin söylediler. En aÅŸağı 70 - 80 YTL para ve 1 haftadan fazla süre demek oluyor bu. Hemen internete daha doÄŸrusu Google’a sığındım. Veee bomba, gavur sitelerinden birinde gördüğüm üzere recovery CTRL + Shift + F11 ile aktif hale geliyormuÅŸ. Yaklaşık 1 saatlik çabadan sonra bunu bulmuÅŸ olmanın hazzı ile servisi arayıp söyledim, inanmadılar hala CTRL + F11 de ısrarlılardı, ben de “Ben yandım, baÅŸkası yanmasın” mealinde biriki laf söyledim ama bu da servislerin yeni numarası sanırım…
Harç ve katkı kredilerinin geri ödemeleri için Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun sitesini girdim, ordan burdan bakarken “Yurtlardan Görünümler” baÄŸlantısı ilgimi çekti, bir göz atayım dedim. Urla yurdunun görüntülerini incelerken bir baktım ki ne göreyim, anna ben
Yurtta Alperen’le kaldığımız odada çekilen fotoÄŸrafı koymuÅŸlar. Nerede yayınladığını görmek isterseniz buraya tıklayın. İşte beni meÅŸhur eden fotoÄŸrafım:

Üniversiteki hazırlık okuduÄŸum yıl (2002 - 2003) baya eÄŸlenceli geçmiÅŸti. Günlerden bir gün bir ilan gördüm, Writing Competition ! Konu hatırladığım kadarıyla “EÄŸitim sistemi” gibi birÅŸeydi. Ben de bir katılayım nolacak gazıyla eÄŸitime ve hocalara verip veriÅŸtirdiÄŸim berbat ötesi bir yazıyı karalayıp verdim. 1-2 iki hafta aÅŸağıdaki duyuruyu görünce ÅŸok olmuÅŸtum: Dördüncü olmuÅŸum ! Neyse gittim Ros hocayı ziyaret ettim. Yazdığım yazıyı geri verdi, tabii hatalarımın belirtildiÄŸi kırmızı yazılara dolu olarak. O kadar ki kırmızı yazılar benim yazımın neredeyse 2-3 katı kadar
Sağolsun, ödül olarak büyük boy bir çikolata verdi. Tabii ben merakımı yenemeyip sordum. Bu kadar hataya rağmen nasıl dördüncü olmuştum? Cevap net ve şok ediciydi: Yarışmaya dört kişi katılmıştı.
:D

Bugün Alperenle uzun zamandan beri hayalini kurduğumuz şirketin resmi işlemlerini başlattık. İmzaları attık. Şirketimizin ismi Beyaz Piramit Bilgi Teknolojileri Bilişim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Adıyla büyüsün, inşallah önemli işlere imza atar, kalıcı olabiliriz.

Son Yorumlar